Loading...
 
tr

Cumhurbaşkanı Erdoğan El-Cezire'ye konuştu

Nisan 21 | Yayıncı: Flaş Haber 7/24
TC. BAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, Katar Merkezli El-Cezire Televizyonu'nda, gündeme dair açıklamalarda bulundu. Başkan Erdoğan'ın açıklamalarından önemli ayrıntılar... "TÜRKİYE'NİN REJİMİ CUMHURİYETTİR"

"Türkiye rejim tercihini 1923'te cumhuriyetle yapmıştır. Ondan sonra Türkiye'nin böyle bir tercihi yoktur. Şu anda atılan adım, sadece bir yeni yönetim sistemidir, pazar günü yaşadığımız budur."

"SANDIKTAN DİKTATÖR ÇIKMAZ"

"Bakın sandıktan diktatör çıkmaz. Diktatör çok daha değişik yollarla gelir. Bu malum, birçok yerde silahlı darbeyle gelir. 15 Temmuz örneğin bu ülkede başarıya ulaşsaydı, başarılı olabilseydiler o zaman işte bu ülkeyi bir diktatör tehdidi kapsayabilirdi ama bu millet iradesini ortaya koydu, kendini ortaya koydu, gövdesini siper etti ve dedi ki, sandıkla getirdiğim Cumhurbaşkanını siz kalkıp da indiremezsiniz."

TRUMP İLE YAPILAN GÖRÜŞME

"Yani 'Bir terör örgütünü bir başka terör örgütüyle yok etme anlayışını doğru bulmuyorum' dedim. DEAŞ bir terör örgütüdür ama bunlar da terör örgütü, bunlar benim ülkem için tehdit oluşturuyor. Biz sizlerle NATO'da beraberiz, müttefikiz, iki önemli stratejik ortağız. Bu ortaklığımızın çok daha güçlenerek ilerlemesi lazım."

"Daha önceleri de PKK'yla ilgili konuda mutabakatımız vardı. Obama döneminde de bu konuda mutabakat vardı fakat Obama maalesef PYD ve YPG konusunda bizleri aldatmıştır ama şu andaki yönetimin aynı durumda olacağına ihtimal vermiyorum."

"MİLLİ İRADE CEBİRLE DEĞİŞTİRİLEMEZ"

"Şimdi Avrupa'da biliyorsunuz krallar var, kraliçeler var, bizde tabii  böyle bir şey yok ama onların altında başbakanlar var ve bütün bunların olduğu  ülkelerde dahi özellikle mesela Hollanda'daki yaşanan olay, gerçekten bizleri  ciddi manada üzmüştür. Mesela orada aslında ne vardır? Hollanda'da kraliçe var  ama altta başbakan var ve burada düşünebiliyor musunuz çok ciddi manada bir  sıkıntı yaşandı. Kraliçenin orada müdahalesi olmadığı için böyle bir durum söz  konusu olmuş olabilir. Bunun neticesinde Bakanım kendi konsolosluğuna giremediği  gibi aracın içerisinde bir bayan bakan mahkum edildi. Atlar, köpekler, itler  neyse orada toplanmış olan bizim vatandaşlarımızın üzerine sürdüler ve yaralanan  birçok soydaşımız oldu. Şimdi bunu anlamak mümkün mü? Bakın ne oldu? Bunun  neticesinde orada kullanılan oylarda yüzde 70 evet oyu çıktı. Avusturya'da da  yine buna benzer yanlış yapıldı, orada da yüzde 74 zannediyorum evet oyu çıktı  aklımda kaldığı kadarıyla. Bu yanlışları bunlar göremiyorlar. Yani böyle zorla,  cebren iradeleri baskı altına alamazsın. Aynı yanlışı Almanya da yaptı.  Almanya'da, mesela oradaki şeyde de yine evet oyu yüzde 63 gibi çıktı. Ne oldu?  PKK'ya, terör örgütüne bu kadar destek verdiniz, FETÖ denilen terör örgütüne bu  kadar destek verdiniz ve bu desteğe rağmen yüzde 63 Almanya'da evet dedi. Demek ki cebren, zorla bu iş olmuyor."

"PKK BAYRAĞIYLA POZ VEREN RAPORTÖR OLMUŞ"

"Bakın şu anda benim elimde terör örgütlerinin  temsilcilerinin resimleri var. Bunlar nasıl çalışmışlar, nasıl bunlara destek vermişler ki biliyorsunuz PKK terör örgütü olarak Avrupa Birliği'nde kabul edilmiş bir örgüttür. Bu şahıs Avrupa Konseyi'nin parlamenter olarak bir üyesidir ve bunu bize AGİT gözlemcisi olarak gönderdiler Türkiye'ye. Halbuki bu adamların bağımsız olarak rapor düzenlemesi lazım. PKK bayrağını elinde tutan böyle bir adam bağımsız olarak nasıl rapor yazacak, yazabilir mi? Bu adam maalesef bir  terörist olarak burada raportörlük görevini yapıyor, geliyor Türkiye'ye buradan  rapor tutuyor ve bunun tuttuğu rapor bağımsız olacak, bu mümkün mü? Değil. Bakın  aynı şahıs, buyurun, hayır kampanyası yapıyor. Nerede? Almanya'da. Biz böyle bir  şahıstan bağımsız bir gözlemcilik görebilir miyiz? Göremeyiz. Şimdi bunu  söylediğimiz zaman Batı rahatsız oluyor. Buyurun, bu da yine bir parlamenter,  bakın bu da yine şu gördüğünüz paçavralar terör örgütünün paçavralarıdır. Onlara nutuk atıyor ve bu Danimarkalı bir milletvekili.

Şimdi bütün belgeler ortada, sadece bunlar değil, daha bunların dışında 7-8 tane daha var böyle. Şimdi bunlara karşı Tayyip Erdoğan gerçekleri, hakikatleri dile getirince Tayyip Erdoğan ne oluyor? Sevilmeyen adam oluyor, diktatör oluyor. İstedikleri kadar Tayyip Erdoğan'a diktatör desinler. İstedikleri kadar Tayyip Erdoğan'a sert desinler. Ben bu tür yapılan yanlışları gördükçe, terör örgütlerinin başlarını veya terör örgütlerinin mensuplarını kendi ülkelerinde gezdirenlere karşı her zaman oraların yöneticilerine bunları göstere göstere bu yanlışlarını düzeltin diyeceğim.

AGİT, uluslararası bir örgüt, böyle bir örgütte siz bu kişileri görevlendiremezsiniz çünkü bunlar tarafsız değildir. Taraflı olanlarla bir seçim yönlendirilemez. Biz tabii bunlara bunu söylediğimiz için de rahatsız oluyorlar ve kaldı ki PKK'nın terör örgütü olduğu tescilli ve Avrupa Birliği içinde tescilli, bunu Almanya da teyit ediyor, Danimarka'sı da teyit ediyor, diğerleri de teyit ediyor, hepsi de teyit ediyor ama sen kalk Türkiye'deki seçimlere bu tür taraflı terör örgütüyle içli-dışlı olan bu kişileri gönder, kabul edilemez."

 

"AB İÇİN 54 SENE DAHA MI BEKLEYECEĞİZ"

Erdoğan, bir soru üzerine mültecilere Avrupa kapılarının açılması ihtimalini de değerlendirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa ile ilişkilerin düzelme yoluna girmesini temenni ettiklerini ancak onların, kapılarını kapattığı sürece böyle bir düzelme olmayacağını dile getirdi.

Avrupa'nın bu noktada kendi durumlarını gözden geçirmesi, "Biz burada yanlış yaptık." demesi gerektiğini ifade eden Erdoğan, "Demiyorlarsa biz tabii ne yapacağız? 54 sene bekledik, bir 54 daha mı bekleyeceğiz? Kendimize başka çıkış yolları arayacağız." açıklamasını yaptı.

Türkiye ile Avrupa ülkelerinin çoğunun NATO çatısı altında bir arada olduğunu anımsatan Erdoğan, bu birlikteliğin AB'de de olabileceğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çok basit bir örnek; Vatikan, AB üyesi mi? Değil. Peki AB üyesi ülkelerin Vatikan'a giderek Papa'nın vaaz ve nasihatini dinlemesini siz nasıl değerlendirirsiniz? Yani 28 tane ülkenin orada ne işi var? Bunların içinde Ortodoks, Protestan, ateist var, ne işi var bunların orada? Vaaz ve nasihat dinliyorlar. Çünkü bakıyorum hepsi tek millet." değerlendirmesinde bulundu.

"İRAN'IN 'PERS YAYILMACILIĞI' ANLAYIŞI VAR"

Programda Erdoğan'a, Sykes-Picot Antlaşması'nın üzerinden 100 yıl geçmesinin ardından Batı medyasında bölgenin tekrar dizayn edildiği ve Türkiye'nin özellikle Suriye ve Irak karşısında seyirci kalıp kalmayacağına ilişkin bir soru da yöneltildi.

Sykes-Picot olayına ne denli karşı olduklarını hep ifade ettiklerini hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Tabii onlarla görüştüğümüz zaman, 'Biz Irak'ta, Suriye'de toprak bütünlüğünün yanındayız' diyorlar fakat uygulamaya geldiği zaman sanki bir paylaşım havası esiyor, sıkıntı burada. Bakıyorsunuz İran'ın Pers yayılmacılığı anlayışı son zamanlarda bayağı baş ağrıtmaya başladı. Örneğin Irak'ta DEAŞ'la mücadelede göze çarpan şey bu. Mesela Haşdi Şabi kimdir, arkasında kim var? Haşdi Şabi, enteresan, 'Terör örgütü değildir' diye Irak Parlamentosundan çıkıyor, halbuki bir terör örgütü ama arkasında kimlerin olduğu önemli. Şimdi bakın orada onlar ne yazık ki bir taraftan Sincar'a yönelik çalışmaları diğer taraftan da Telafer'e yönelik bunların saldırıları var. Telafer'de kim var? Telafer'de yaklaşık 400 bin Türkmen var; bunların bir kısmı Şii'dir, bir kısmı Sünni'dir ama şimdi onlar dağıldı, orada az miktarda insan kaldı. Şimdi Haşdi Şabi oraya yürüyor, böyle bir durum söz konusu; aynı şeyi merkezde de görüyoruz. Bunlar bizi üzüyor, bunların olmaması lazım."

"KAVMİYETÇİLİK, BİZİM İÇİN BİR DİN OLAMAZ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Müslümanlar arasındaki bağlayıcı unsurun kavmiyetçilik değil din olduğuna dikkati çekti.

"Kavmiyetçilik bizim için bir din olamaz, mezhepler bizim için bir din olamaz, onlar birer yorumdur." diyen Erdoğan, birilerini bunu adeta bir din haline getirdiği zaman kendilerinin de üzüntüsünü söylemek durumunda olduğunu belirtti.

Paylaş:

Yorumlar:

Yorum yok
Yorum yapabilmeniz için oturum açmanız gerekiyor

İlgili Haberler

Yandex.Metrica Web Stats ''سْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِاارَّحِيم''