Loading...
 
en
World History
Male 70 y.o.
Dünya tarihinde kişiler, mekanlar ve Olayların tümü.Bilinen ve bilinmeyen tarihin sırları...
Dünya tarihinde kişiler, mekanlar ve Olayların tümü.Bilinen ve bilinmeyen tarihin sırları...
40%

Photo Albums

Followers

Friends

Serkan BEKİROĞULLARI
SEO
Bilişim ve Teknoloji
Penguen Tasarım
Astroloji
Gülizar Akşahin
Necati Şaşmaz
Flaş Haber  7/24
Whordark

Groups

My projects

No projects started yet
Orhan Yanık
EMİN KARIŞAN
Hüseyin cenk
Bill Watzmanescu
Kai Vaidyaez
Mert
mehmet mengüç
Engin Arayis
Sinan Uzun
Mert karaataş
Simayaliye
Sevgi basık
emre gökdemir
emre gökdemir
B.Söylemez
Mustafa Erbas
Sefa açık
Soner Kırtıl
Maksume sultan
Okan BÜYÜKÇELEBİ
Hüseyin YILMAZ
Hakan temizel
Hasan akkurt
Alikemal Akyasan
Alper Aslanoğlu
Berkay kaya
Müge Anlı
Gönül Dağı
Ebubekir aktaş
Anıl Yıldız
Neşet Altın
Ferid Uluçınar
Mehmet Ilhan
Yuliyan Aleksiev
Neyfel Kahramaner
Hayrettin Karaoğuz
Giyim İlanları
Umut Can
Kara Poyraz
Ramazan tekiş
Ülkü Cantürk
Sotnikova Svetlana
Betül Su
Mehmet Bozkurt
Mehmet Bozkurt
Maşallah Atiş
HasanAkkoyun
Ahmet Furuncu
Sinan Timur
Emre Öztürk
Sevda Yazar
Klinik Danışman
Sevda Gülcan
Erkan sayan
Ümit abaylı
Serhat Arslan
Emin Yaman
Joychen Gersava Cabrera
Ikidamla Gözyaşı
Resul kurnaz
Interesting user? Create your own conclusions about this user with these additional data:
He has not blocked anyone or blocked him.
He has received 161 friend requests and has accepted 43. He has ignored 118 and has 0 pending unattended.
He has sent 45 friend requests and accepted 44. He has been ignored 1 and has 0 unanswered yet.
He have received 1 messages/chats and have read 1. He has ignored 0. The longest conversation is 0 messages.
He has sent 1 messages/chats and has responded 0. He has been ignored 1. The longuest conversation is 0 messages.
There is no conversation with you.
Share:

Newsfeed

  • World History
    0 Like 0 Comment
    You need to sign in to comment
  • World History
    World History posted a forum topic
    Osman Batur - Osman İslamoğlu
    Osman Batur
    Osman Batur (Kazakça: وسپان باتىر; Оспан батыр; 1899 - 29 Nisan 1951), Doğu Türkistan'ın bağımsızlığı için mücadele etmiş olan direnişçi lideri. Altay Kazaklarındandır 20. yüzyılın ilk yarısında Çinliler ve Ruslara karşı bağımsızlık mücadelesi vermiştir. 1951 yılında Çinliler tarafından tutsak alınarak idam edilmiştir.





    Biyoğrafisi

    Gerçek adı Osman İslamoğlu'dur. "Batur" ona kahraman, cesur anlamında milletinin verdiği bir unvandır. 1899 yılında Altay'ın Köktogay bölgesinde Öngdirkara mevkiinde doğmuştur. Altay Kazaklarından orta hâlli bir çiftçi olan İslâm Bey'in oğludur. Göçebe Kazak hayatını yaşayarak büyüdü. 10 yaşından önce iyi bir binici ve usta bir avcı olan Osman Batur, savaş sanatının inceliklerini 12 yaşında hizmetine girdiği Kazak Türklerinden olan Böke Batur'dan öğrenmiştir. Böke Batur'un Çinlilere yenilmesi akabinde Böke Batur'un Tibet üzerinden Türkiye'ye ulaşmaya çalışırken yakalanıp başının kesilmesinden sonra doğduğu yerde 40 yaşına kadar çiftçilikle uğraştı. 1940 yılına gelindiğinde Çin yönetiminin baskılarını iyice arttırması üzerine silahını alarak tek başına dağa çıktı. Tek başına başladığı mücadeleyi 29 Nisan 1951'de Urumçi'de idam edilene dek sürdürdü.








    Mücadelesi

    1941 yılında Çinlilere ve Ruslara karşı mücadeleye başlayan Osman Batur bütün Altay topraklarının ve Doğu Türkistan'ın Çinlilerden ve Ruslardan kurtarılmasını amaç edinmişti. II. Dünya Savaşı yıllarında Doğu Türkistan topraklarındaki Türklere yönelik baskıların kuvvetlenmesi ile birlikte tepki hareketleri de kuvvet kazanmış ve Osman Batur'un yükselmesine zemin hazırlamıştı.




    Altayları Çinlilerden temizlemeye başlayan Osman Batur, 1943 yılında hedefine ulaşmış gözüküyordu. 22 Temmuz 1943'te Bulgun'da yapılan törenle Osman Batur Altay Kazakları'nın hanı ilân edildi. 1945'e gelindiğinde Doğu Türkistan'da birkaç şehir haricinde kontrol Türklerin eline geçmişti. Durum Çinliler için artık tahammül edilemez ve tehlikeli bir hâl alınca Çin orduları bölgeye sert ve yoğun operasyonlar uyguladı. Targabatay ve Altaylardan çıkarılan Osman Batur mücadeleye otuz bin kişi ile başlamış olsa da 1950'ye gelindiğinde bu sayı yaklaşık dört bin idi. Alibek Hakim ve silah arkadaşlarının mücadelesi de vardı.


    1951 yılında Kanambal'da sıkıştırılan Osman Batur esir düştü ve Urumçi'ye götürüldü.




    Osman Batur, halk arasında dolaştırılarak teşhir edildi ve 29 Nisan 1951 tarihinde kurşuna dizilerek öldürüldü.








    Altay’ın Köktogay bölgesi Öndirkara mevkiinde doğdu. Kazaklar’ın Orta Cüz-Kerey-Abak Kerey-Cantekey-Molkı-Aytuvgan boyuna mensuptur. Babası İslâm Bey, annesi Ayça (Kayşa) Hanım’dır. Çocukluk yıllarında dinî dersler aldı. Gençliğinde gerilla savaşını Böke Batur’dan öğrendi. 12 Şubat 1940’ta Sarıtogay’da Akit Hacı Camii’ne yapılan saldırılar üzerine İris ve Esim Han liderliğinde Çinliler’e karşı başlatılan protestolara katıldı. Çinli yetkililer İslâm Bey’den silâhların toplanıp teslim edilmesini isteyince Osman Batur babasının ısrarına rağmen silâhını teslim etmedi ve “Bugün silâh veren yarın canını da verir, istiyorlarsa gelip alsınlar” dedi.




    Osman Batur’un dağa çıkması Çinliler’in vereceği karşılık yüzünden ilk başlarda halkın tepkisine yol açtı. Fakat yaşanan olaylar onu halk arasında destanlaştırdı. Şerdiman, Nimetullah ve Nabi adlı çocukları da 1941’den itibaren istiklâl mücadelelerine katıldı. Urumçi idaresinin 5 Temmuz 1940’ta Altay’da Ruslar’a maden arama izni vermesi isyan ateşini alevlendirdi. 10 Mayıs 1941’de Osman Batur’un emriyle Altay’da görevli birçok Rus kurşuna dizildi. Ekim 1941’den itibaren millî ayaklanmanın liderliğini kendisi üstlendi. Çinliler ve Ruslar bu isyanı bastırmak için bütün güçlerini seferber ettilerse de bir sonuca varamadılar. 1942’de Moğolistan ve Sovyetler Birliği’nden yardım alan Osman Batur, Mart 1942’den Nisan 1943’e kadar hükümet askerlerine baskın yaparak düşmana büyük zayiat verdirdi. Bunun üzerine ikinci hanımı, üç oğlu ve beş kızı hapse atıldı. Tek erkek kardeşi Delilhan İslâmoğlu da 1942’de katledilmişti. 1943 yılı baharından itibaren Rusya, ihtilâlcileri desteklemeye karar verdi. Mayıs 1943’ten itibaren Osman Batur’a faaliyetlerini genişletmesi için cesaret verdi. O da hazirandan sonra birçok zafer kazandı. Bu savaşlar Mart 1944’e kadar devam etti. Hür Altay / Erikti Altay teşkilât divanı 22 Haziran 1943’te Bulgun’da yaptığı bir törenle Osman’a “Han” rütbesi ve kahramanlıklarından dolayı “Batur” unvanı verdi. Ardından daha güçlü bir şekilde Urumçi ile mücadeleye devam etti. Moğolistan Devlet Başkanı Çoybolsan’a heyetler gönderip silâh alımı konusunda anlaşmaya vardı. Çatışmalar Aralık 1943’te şiddetlenince yapılan toplantıda Osman Batur başkumandan seçildi.




    Ocak 1944’ten itibaren Moğolistan’ın yaptığı yardımlar Osman Batur’un Çin birliklerine karşı başarısında etkili oldu. Çoybolsan, şubat ayında Alatöbe (Alatepe) mezrasında ilk defa Osman Batur ile buluştu. 16 Mart’ta Kazaklar’ın efsanevî lideri Canbeg’in sancağı çıkarılarak tören yapıldı. Çin birliklerinin boşalttığı yerler Osman Batur’un kontrolüne geçti. 9 Nisan’da Bulgun’da Osman Batur, Çoybolsan ve Rus asıllı kumandan Macik bir görüşme yaptı, 16 Nisan’da düzenlenen toplantıda bağımsızlık elde edilinceye kadar mücadeleye devam edileceği açıklandı. Haziran ayında savaş Altay’ın diğer bölgelerine de yayıldı. Bu gelişmeler üzerine Urumçi idaresi Altay’a kesin taarruz yapmayı kararlaştırdı. İki taraf arasında muhtemelen temmuz ayında vuku bulan savaşlar on beş gün kadar sürdü ve Çin askerî birlikleri geri çekilmek zorunda kaldı. Osman Batur’un Altay’daki başarıları Doğu Türkistan’ın diğer bölgelerinde de etkisini gösterince İli’de (Kulca) Ali Han Töre liderliğinde büyük bir ayaklanma başladı. Bu hareketin başarıya ulaşmasıyla Kulca (Gulca) Doğu Türkistan Cumhuriyeti kuruldu ve Ali Han cumhurbaşkanlığına getirildi. Bu devleti ilk tanıyan Osman Batur oldu. Daha sonra Üç Vilâyet İnkılâbı diye bilinen İli ihtilâli, Doğu Türkistan tarihinde benzeri olmayan bir olay diye nitelendirilir. Osman Batur 7 Ekim 1944’te Kulca idaresi tarafından Altay valiliğine tayin edildi. Bunun üzerine Çinliler, Osman Batur’un on sekiz yaşındaki kızı Kabiyra ile on dört yaşındaki oğlu Baydolla’yı anneleri Mamey’in gözü önünde hunharca katlettiler. On bir yaşındaki oğlu Kariy ve dokuz yaşındaki kızı Sapiyan’ı da 20 m. derinliğindeki bir kuyuya attılar. Evlâtlarına yapılan bu muamele karşısında Mamey intihara teşebbüs etti.




    Osman Batur 1945’te Uluttu Korgav Uyumu’nu (Ulusu koruma teşkilâtı) kurdu. 6 Eylül’de yapılan bir törenle Altay halkının savaşı kazandığı ilân edildi. Moğolistan ve Sarsümbe’deki Rus konsolosu, Osman Batur’u tanıdıklarını bildirdi. Doğu Türkistan Millî Ordusu’nun Manas’a gelmesi üzerine Çin askerleri ateşkes ilân edince İli liderleri elçilerini Urumçi’ye gönderdi. Barış görüşmeleri 14 Eylül’de başladı. Müzakereler neticesinde Çin ve Kulca hükümetleri arasında anlaşma imzalandı (2 Ocak 1946). 1946’da Ali Han Töre’nin ortadan kaybolması üzerine karışıklıklar alevlendi. Osman Batur, Kulca yönetiminden yüz çevirdi. Hükümete karşı olan güvensizliği yüzünden bütün görevlerinden alınınca Kulca ile irtibatını kesti. Eylülde Tayankol’a yerleşti. Bir taraftan Kulca yönetimine karşı direnişe geçerken diğer taraftan Urumçi idaresiyle gizli görüşmeler yaptı.




    Ülkede Sovyet tesirinin artması üzerine merkezî hükümet, 19 Mayıs 1947 tarihinde Xin-jiag eyalet hükümeti başkanlığına Mesut Sabri Baykozi’yi getirdi. Haziran 1948’de Baykozi, Osman Batur’u Urumçi’ye davet etti ve tekrar Altay valiliğine atadı. 10 Haziran’da Urumçi’ye giden Osman Batur halk tarafından sevgiyle karşılandı. Ertesi yıl Doğu Türkistan, Komünist Çin işgaline uğrayınca Osman Batur, Milleti Yükseltme Cemiyeti’ni kurdu. Gelişmelerden rahatsız olan Doğu Türkistan’daki müslüman Türk liderleri düzenledikleri bir toplantıda dış ülkelere göç etmeye karar verdiler. Canımhan Hacı 11 Eylül’de Urumçi’yi terkederek Osman Batur’la buluştu. Kazak halkı eylül ayından itibaren silâhlı mukavemete devam etti. 17 Eylül’de Osman Batur valilik görevinden alındı ve yakalanması için üzerine birlikler sevkedildi. O da komünist birliklerine karşı altı ay kadar gerilla savaşını devam ettirdi. 26 Eylül 1949’da genel vali Burhan Şehidî ve kumandan Tao ülkenin savaşsız Komünist Çin’e teslim edildiğini ilân etti. Çin karşısında tutunamayacağını anlayan Osman Batur yanında kalan az sayıda adamıyla birlikte 28 Ağustos 1950’de Makay’a çekildi.




    Komünist birlikleri Osman Batur’un yakalanması için 8. Kızılalay’ı görevlendirdi. Dunkuang’daki 8. Kızılalay 10 Şubat 1951’de Kayız’a hareket etti. Osman Batur son savaşını yaptığı Kayız’da 17-18 Şubat gecesi Çin Kurtuluş Ordusu’na esir düştü. 21 Şubat’ta Dunkuang’a, oradan 16 Mart’ta Urumçi’ye götürüldü. Ağır işkencelerden sonra idama mahkûm edildi. İdam kararı infaz edilmeden önce Urumçi sokaklarında dolaştırıldı. Kızı Azapay’ın da esir olarak çalıştırıldığı bir elbise imalâthanesine götürüldü. 29 Nisan’da kurşuna dizildi. Halkını özgürlüğe kavuşturmak için mücadele veren Osman Batur’un birçok yönüyle Şeyh Şâmil’e benzediği söylenebilir. Doğu Türkistan’ın hürriyet ve istiklâl mücadelesinde Osman Batur’un seçkin bir yeri vardır.








    BİBLİYOGRAFYA
    G. Lias, Kazak Exodus, London 1956, tür.yer.; a.mlf., Göç (trc. Mehmet Çağrı), İstanbul 1973, s. 14-15, 32-48; A. D. Barnett, China on the Eve of Communist Takeover, London 1963, s. 264-265, 268, 275-276; H. L. Boorman – R. C. Howard, Biographical Dictionary of Republican China, New York 1967, III, 46-47; Türkistan Şehitleri, İstanbul 1969, s. 42, 44; Hızır Bek Gayretullah, Altaylarda Kanlı Günler, İstanbul 1977, tür.yer.; Halife Altay, Anayurt’tan Anadolu’ya, Ankara 1981, s. 265, 409-410, 414, 421-423; İsa Yusuf Alptekin, Doğu Türkistan Dâvâsı, İstanbul 1981, s. 175, 182-183, 262, 265, 290-291; a.mlf., Esir Doğu Türkistan İçin-II, İsa Yusuf Alptekin’in Mücadele Hatıraları (1901-1949) (haz. Ömer Kul), Ankara 2009, s. 20, 217, 244, 514 vd., 539; A. D. W. Forbes, Doğu Türkistan’daki Harp Beyleri (trc. Enver Can), İstanbul 1991, s. 308-309, 312, 331, 388-389, 393, 470-471; A History of Migration of Xin-jiang Kazak People, Urumçi 1993, s. 99-102, 111; Baymirza Hayit, Türkistan Devletlerinin Millî Mücadeleleri Tarihi, Ankara 1995, s. 325-331; The Kazaks of China: Essays on an Ethnic Minority (ed. L. Benson – I. Svanberg), Uppsala 1998, s. 146-147, 150, 153, 157, 161, 164, 167, 169, 174, 181; Dosan Baymolda, “Moğol Kaynaklarında Osman Batur” (trc. Hızır Bek Gayretullah – M. Ali Engin), Şehadeti’nin 52. Yılında Altay Kartalı Osman Batur (haz. Hızır Bek Gayretullah), İstanbul 2003, s. 8-9; Tursınkan Zakenuli, “Çin Kaynaklarında Osman Batur ve Doğu Türkistan Cumhuriyeti” (trc. Meryem Kırımlı), a.e., s. 44-50, 52-59; V. İ. Petrov, Myatejnoe serdtse Azii, sintszyan kratkaya istoriya narodnıh dvijeniy i vospominaniya, Moskova 2003, s. 477, 488 vd., 494, 496; Christian Tyler, Wild West China, The Taming of Jinjiang John Murray, London 2003, s. 121 vd.; Li Sheng, Çin’in Xin-jiang Bölgesi Geçmişi ve Şimdiki Durumu (trc. Xu Xinyue), Urumçi 2006, s. 166, 177 vd., 218; Gülçin Çandarlıoğlu, Özgürlük Yolu: Nurgocay Batur’un Anılarıyla Osman Batur, İstanbul 2006, tür.yer.; Abdülvahap Kara, Azattıktın Öşpes Ruvhı, Nurğocay Batırdın Estelikteri Cane Ospan Battır, Almatı 2008, s. 5, 101-102, not 61-62; Polat Kadirî, (Ülke Tarihi) Baturlar: Doğu Türkistan Millî Mücadele Tarihi (1930-1949) (haz. Ömer Kul), Ankara 2009, s. 11, 56, 114-115, 121-122, 155-156, 192; Ömer Kul, Osman Batur ve Doğu Türkistan Milli Mücadelesi: 1941-1951 (doktora tezi 2009), İÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü; a.mlf., On Yıla Sığan Efsanevi Ömür: Osman Batur Han, İstanbul 2010.












    Bazı toplumların karşı karşıya kaldığı büyük zorluk dönemlerinde ortaya çıkan büyük, efsanevi kahramanlar vardır. Onlar, toplumlarını içinde bulundukları güç durumdan kurtarmak için, büyük özveriler içinde toplumlarına örnek ve önder olurlar; kurtuluş yolunda onlara kılavuzluk ederler. Bunların kimisi giriştiği mücadelelerde başarılı olur, toplumunu bağımsızlık ve huzura kavuşturur; kimisi de o uğurda hayatını feda eder, ünlü bir kahraman olarak anılmağa hak kazanır.








    Milletini tutsaklıktan kurtarıp ona bir devlet armağan eden Türk büyüklerinin en önde geleni, kuşkusuz, Mustafa Kemal Atatürk’tür. Toplumunu bağımsızlığa kavuşturmak için on bir yıl mücadele eden Doğu Türkistan Mücahidi Osman Batur ise, bahtsız bir halk kahramanı idi; talihsiz bir biçimde yakalanıp önce tutsak, sonra şehit edilmiştir.








    Elimizde Osman Batur’un on bir yıllık efsanevi ve destansı mücadelesini, şehitliğinin 60. yılında anmaya vesile olan güzel bir kitap var. Bu kitap onun, on bir yıllık mücadele hayatına olduğu kadar Doğu Türkistan Türklüğünün 1941-1951 dönemindeki büyük mücadelesine de ışık tutmaktadır.








    Türk aydınları Osman Batur’u az çok tanırlar. Çünkü 1952 yılından başlayarak Türkiye’ye göçen Doğu Türkistanlılar anı kitaplarında veya dergilerde çıkan yazılarında, onu saygı ile anmayı, anılarında ona yer vermeyi görev saymışlardı. Fakat anılara dayanan bu bilgiler, elbette, eksik, yanlış, bazen de yanlı idiler. Elimizdeki kitap ise, bir doktora çalışmasının bir kesimine dayanan bilimsel bir eserdir. Osman Batur olayını birçok yerli ve yabancı kaynaklara dayanarak titizlikle incelemiş, o büyük Türk kahramanı hakkında yeni, özgün bilgiler sunmakla kalmamış, yanlış bilinen bazı önemli olay ve bilgileri de düzeltmiştir.









    Dr. Ömer Kul’un bu eseri, On Yıla Sığan Efsanevi Ömür: Osman İslâmoğlu’ndan Osman Batur Han’a: 1941-1951. İstanbul: Doğu Türkistan Göçmenler Derneği, 2011. 192 s. ISBN 978-605-61751-3-8. kimliği ile güzel bir kapak içinde yayıma sunulmuş olan temiz baskılı, metin yanında harita ve fotoğrafları da içine alan küçük boy bir kitaptır.[i]









    Bu eserin bütününü oluşturan tezin danışmanı olan Prof. Dr. Abdülkadir Donuk, esere yazdığı sunuş yazısında, “Osman Batur’un 11 yıla sığdırdığı efsanevî millî mücadelesi dilden dile anlatılagelmiştir. Kementle uçak düşüren, düşmanlarına aman vermez cesareti ve nişancılığı ile dolu hayat mücadelelerini gençlerimize anlatarak geçirdiğimiz uzun yıllardan sonra akademik anlamda da mümtaz şahsiyetin mücadelelerinin kaleme alınması gerekli hâle gelmişti. Bu düşünce ile doktora çalışması olarak yaptırdığım tezin basılacak olmasından duyduğum mutluluğu bu vesile ile ifade etmek isterim. Türk Dünyasının en mazlum ve en sahipsiz halkı konumunda bulunan Doğu Türkistanlıların 1941-1951 yılları arası tarihine adını altın harflerle yazdırmış olan Osman Batur’un mücadelesi her yönüyle ibret alınması ve gelecek nesillere anlatılması gereken olaylarla doludur. Danışmanlığını yaptığım “Osman Batur ve Doğu Türkistan Millî Mücadelesi” adlı doktora tezinin bir bölümünü teşkil eden elinizdeki bu eserle, büyük halk kahramanı Osman Batur’un hayatı ve mücadeleleri objektif olarak ortaya konulmuştur.” demektedir.









    Dr. Ömer Kul’ca yapılan bir doktora çalışmasının önemli bir bölümünü oluşturan bu eser, bir ‘giriş’ ile üç ‘bölüm’den oluşmaktadır. Giriş’te (17-26.), “Doğu Türkistan’da Guo-Ning-Dang İdaresi ve Kazak Türklerinin genel durumu” özetlenmekte; “Osman İslâmoğlu’ndan Osman Batur Han”a başlıklı I. Bölüm (29-114.)’de Osman Batur’un çocukluğu, gençliği ve Böke Batur ile münasebeti ve aktif mücadeleye başlaması, mücadelenin önderliğine getirilmesi, “han” ve “batur” ilân edilmesi ele alınarak, 1940-1946 yılları arasındaki mücadele hayatı Doğu Türkistan millî mücadelesi içinde değerlendirilmekte; “1946-1951 Yılları Olayları ve Göç” başlığı altındaki II. Bölüm (115-162.)’de, anılan yıllar arasında Doğu Türkistan’da gelişen olaylar ve Osman Batur’un giriştiği mücadeleler anlatılmakta; “Osman Batur’un Yakalanması, Şehadeti ve Kişiliği” başlıklı III. Bölüm (163-183.)’de ise, Batur’un Komünist Çin yönetimince yakalanması, şehit edilmesi ve daha sonraki olaylar dile getirildikten sonra, büyük kahramanın kişiliği üzerinde durulmaktadır..









    Numara verilmemiş olan kısa “sonuç” bölümünde ise, çalışmanın özlü bir değerlendirmesi sunuluyor. Burada verilen bilgiler ile Osman Batur üzerine biline gelen birçok hususların doğru olmadığını anlayıp doğrusunu öğreniyoruz. Eser değişik dillerdeki kaynakları tanıtan geniş bir bibliyografya ile son bulmaktadır.









    Ülkemiz dışındaki Türk dünyası ile ilgilenenlerin ve Osman Batur’un efsanevî, gerçek mücadele hayatını öğrenmek isteyenlerin, bu kitabı mutlaka okumalarını öğütleriz. Bilgi ve iletişim için Serkan Dinçtürk, 0535 779 32 85 veya Fethi Ahmet Yüksel, 0546 797 57 99’a başvurulabilir.








    Kaynaklar:

    ÖMER KUL                       : islamansiklopedisi.org.tr/osman-batur

    Necmeddin SEFERCİOĞLU : turkyurdu.com.tr



    Osman Batur
    Osman Batur (Kazakça: وسپان باتىر; Оспан батыр; 1899 - 29 Nisan 1951), Doğu Türkistan'ın bağımsızlığı için mücadele etmiş olan direnişçi lideri. Altay Kazaklarındandır 20. yüzyılın ilk yarısında Çinliler ve Ruslara karşı bağımsızlık mücadelesi vermiştir. 1951 yılında Çinliler tarafından t ...

    View More
     Gözat 
    0 Like
  • World History
    World History posted a forum topic
    Siyanür Nedir Siyanür nasıl bulunur - Siyanur Nedir
    Siyanür zehirlenmesi nedir? Siyanür zehirlenmesi, siyanür soluduğunuz da, dokunduğunuzda veya yuttuğunuz da gelişen bir durumdur. Siyanür vücudunuzun oksijeni emmesini engelleyen zehirli bir kimyasal gazdır. Oksijen eksikliği organlarınıza zarar verebilir ve hayati tehlike yaratabilir.

    Siyanür nerede bulunur? * Plastik, kağıt, mücevher veya tekstil yapan fabrikalar * Toprakta, doğal olarak veya endüstriyel proseslerden * Bir yangından veya sigaradan duman veya bir arabadan çıkan egzoz * Nadiren, terör eylemi olarak kullanılabilir

    Siyanür zehirlenmesinin belirtileri ve belirtileri nelerdir? * Baş ağrısı, baş dönmesi veya karışıklık
    * Kaygı veya huzursuzluk * Mide bulantısı ya da kusma * Nefes darlığı veya hızlı solunum * Göğüs ağrısı veya hızlı bir kalp atışı * Bilinç kaybı * Nöbetler

    Siyanür maruz kalırsam ne yapmalıyım? Maruz kaldığınızdan emin olmasanız bile derhal tıbbi yardım alın.
    * Siyanür yuttuysanız, kendinize kusmayın. Kusmunuzdaki siyanür başkalarını kirletebilir veya hava yolunuza zarar verebilir.
    * Giysiler, temaslar veya gözlükler ve takılar dahil olmak üzere vücudunuzdaki tüm eşyaları çıkarın. Etkilenen öğelere çıplak elle dokunmamaya veya her öğenin yalnızca küçük bir bölümüne dokunmaya çalışın. Etkilenen eşyaları bir torbaya koyun. Torbalanmış eşyaları başka bir torbaya koyun. Acil durum müdahalesinde bulunanların çantalarla ilgilenmesine izin verin. Durulanmış olsalar bile etkilenen kişileri tekrar yerleştirmeyin. Gözlükler tekrar yıkanabilir ve giyilebilir.
    * Saçınızı ve vücudunuzu 20 dakika boyunca sabun ve suyla yıkayın ve iyice durulayın. Siyanür maruz kalırsa gözlerinizi 5-15 dakika suyla yıkayın. #h#9#h#

    Siyanür zehirlenmesi nasıl teşhis edilir? Organ fonksiyonunuzu ve oksijen seviyenizi kontrol etmek için kan testleri yapılacaktır.

    Siyanür zehirlenmesi nasıl tedavi edilir?
    * Oksijen hücrelerimize oksijen geri ve daha zarar görmesini önlemek için yardım verilecektir. * Siyanür antidotları , siyanürle birleşmek için kullanılacak, böylece vücudunuz idrarınız yoluyla çıkarabilir. * Kömür , yuttuğunuz siyaniti emmek için kullanılabilir.
    Acil bakımı ne zaman aramalı veya 112'i aramalıyım? * Siyanide (siyanür) maruz kaldığınızı düşünüyorsanız veya biliyorsanız.
    * Ani nefes darlığı, göğüs ağrısı veya hızlı bir kalp atışı yaşarsınız. * Baş dönmesi veya bilinç karışıklığınız var. * Nöbet geçirdiniz.

    Bakım anlaşması Bakımınızı planlamanıza yardım etme hakkınız var. Sağlık durumunuz ve nasıl tedavi edilebileceği hakkında bilgi edinin. Hangi bakımı almak istediğinize karar vermek için tedavi seçeneklerini sağlık uzmanlarınızla görüşün. Her zaman tedaviyi reddetme hakkına sahipsiniz. Yukarıdaki bilgiler sadece bir eğitim yardımıdır. Bireysel durumlar veya tedaviler için tıbbi tavsiye olarak tasarlanmamıştır. Sizin için güvenli ve etkili olup olmadığını görmek için herhangi bir tıbbi tedaviyi izlemeden önce doktorunuz, hemşireniz veya eczacınızla konuşun.
    © Copyright IBM Corporation 2019 Bilgileri yalnızca Son Kullanıcının kullanımına yöneliktir ve satılamaz, yeniden dağıtılamaz veya ticari amaçla kullanılamaz. CareNotes®'a dahil edilen tüm resimler ve görüntüler, ADAM, Inc. veya IBM Watson Health'in telif hakkı mülkiyetindedir.
    Daha fazla bilgi Bu sayfada görüntülenen bilgilerin kişisel durumunuza uygulandığından emin olmak için her zaman sağlık uzmanınıza danışın.

    Siyanür Zehirlenmesi Hakkında: Siyanür zehirlenmesi, hidrolize olmuş, verimi veren ve hidrosiyanik asit veren glikozitler içeren siyanojenik bitkilerin yemesinden kaynaklanan otçul hayvanların oldukça yaygın bir hastalığıdır; Hidrojen siyanür ve tuzları, solunması veya yutulması halinde insanlar için son derece zehirlidir.

    Siyanür Zehirlenmesini Tedavi Etmek İçin Kullanılan İlaçlar Aşağıdaki ilaçlar listesi bir şekilde bu durumun tedavisi ile ilgilidir veya bu tedavinin tedavisinde kullanılır.
    * Cyanokit * Hidroksokobalamindir * Nithiodote * Sodyum nitrit / sodyum tiyosülfat * Amil nitrit sodyum nitrat * Sodyum tiyosülfat
    Siyanür zehirlenmesi tedavisi. Soyut, Özet Bu çalışmanın amacı, siyanür zehirlenmesinin tedavisinde beş rejimin etkinliğini değerlendirmekti. Hemodinamik ve solunum fonksiyonlarını kaydetmek için bir seri anestezi uygulanmış erişkin beagle köpekleri kullanıldı ve intravenöz olarak 2,5 mg / kg sodyum siyanid verildi. Sadece siyanür verilen 10 kontrol hayvanı 5 ila 7 dakikada öldü. Aşağıda tarif edildiği gibi tedavi, diğer gruplara siyanid uygulamasından 2 ila 3 dakika sonra verildi. Suni solunum, siyanidin öldürücü etkilerini değiştirmedi veya 10 hayvandan herhangi birinde hayatta kalma süresini uzatmadı. Solunduğunda veya intravenöz yolla verilen amil nitrit, 15 hayvanın hepsinin hayatta kalmasına izin verdi. Sodyum nitrit (20 mg / kg), dimetilaminofenol (DMAP) (5 mg / kg), ve yapay havalandırma olmadan intravenöz olarak verilen hidroksilamin hidroklorür (5 mg / kg) ayrıca% 100 hayatta kalma (15 hayvan) için de izin verdi. Amil nitrit, sodyum nitrit ve sodyum tiyosülfat, intramüsküler olarak verildiğinde etkisizdir (IM) (12 köpeğin 0'ı); Bununla birlikte, IM DMAP (5 mg / kg) ve IM hidroksilamin hidroklorür (50 mg / kg) kalp atış hızını ve kan basıncını arttırdı ve spontan solunumu düzeltti. Bu ilaçlardan herhangi birinin IM dozlarıyla tedavi edilen 15 hayvanın hepsi öldürücü siyanür dozundan sağ çıktı. Bu çalışmaların sonuçları, intravenöz sodyum nitrit, DMAP ve hidroksilamin hidroklorür ve inhalasyon yoluyla amil nitritin, siyanür zehirlenmesinin öldürücü etkilerini tersine çevirmede etkili olduğunu göstermektedir. Kas içi yoldan verildiğinde sadece DMAP ve hidroksilamin hidroklorür etkilidir.

    Siyanür zehirlenmesi nedir? Siyanür zehirlenmesi, siyanür soluduğunuz da, dokunduğunuzda veya yuttuğunuz da gelişen bir durumdur. Siyanür vücudunuzun oksijeni emmesini engelleyen zehirli bir kimyasal gazdır. Oksijen eksikliği organlarınıza zarar verebilir ve hayati tehlike yaratabilir.

    Siyanür nerede ...

    View More
     Gözat 
    0 Like
  • World History
    World History created a new article
    Siyanür ilaçlar - Siyanür Zehirlenmesi ve Tedavisi
    Siyanür ilaçlar - Siyanür Zehirlenmesi ve Tedavisi
    Siyanür zehirlenmesi nedir? Siyanür zehirlenmesi, siyanür soluduğunuz da, dokunduğunuzda veya yuttuğunuz da gelişen bir durumdur. Siyanür vücudun...
    0 Like 0 Comment
    You need to sign in to comment
  • World History
    World History posted a forum topic
    Beyazlayan saçınızı eski rengine döndürme %100 BİLİMSEL
    Ne aradığınızı biliyormusunuz? Beyazlayan saçlarınızı kurtarmak mı yoksa saçlarınızın beyazlaşmasını önlemek mi, saçlarınızın renginin beyazlaştmasını yavaşlatmak mı.
    Sevgili konu araştırmacısı öncelikle uzun bir yazı ile aklınızı kurcalayarak internet'te okumuş olduğunuz bir çok deli saçması bilgilerden biri ile sizi karşı karşıya getirmek istemiyoruz. Vücudunuz da bulunan kıl ve tüylerin belirli etken veya belirsiz etkenlerden dolayı beyazlaşması nedeni ile her gün binlerce insan bir tedavi yöntemi ile çare aramaktadır. Fakat bu okunu girişte söz ettiğimiz gibi ne aradığınıza göre değişmektedir.
    Doğru ifadeleriniz şunlar olabilir mi?Beyazlayan saçlarımı tekrar eski haline geri getirmenin bir yolu var mı.Beyazlayan saçlarımın rengini kurtarabilirmiyim.Saçımın beyazlaşmasını durdurabilirmiyim.Saçımın beyazlaşmasını yavaşlatabilirmiyim.Beyazlayan saç için kalıcı bir çözüm var mı.
    Neden böyle bir ifade biçimi olduğunu düşünüyor olabilirsiniz, fakat herşeyden evvel bilmeniz gerek bir konu var. İnternet de insanları sitelerine çekebilmek adına siteler kopya veya kendi uydurma bilgilerini bilimsel bir kaç yanlış alıntıyla kesinlik katarak sizlere sunmakta. Fakat istedikleri size faydalı bilgi verme değil sizleri sitelerine çelerek sitelerinde reklam görüntülemesini yükseltmekten, kar amaçlı ürün satmaktan başka birşey değil. Bu siteler Haber siteleri, Tv siteleri, Forum siteleri, Bloklar, Kişisel siteler, E-Ticaret siteleri, Firma siteleri, Pratik bilgi siteleri öyle ki bazı konular hiç alakası olmayan sitelerle karşınıza çıkıyor.
    Youtube gibi video sitelerinde kar amaçlı video sitelerinde hiç bir bilgisi olmayan veya kendi fikirlerini bilimsel fikir olarak önünüze getiren videolarda sözde Prof, doktor, öğretmen, araştırmacı vs kimliklerle sizi kar amaçlı fikirleri ile kendi linkine çekmektedir. Lütfen en doğru bilgiyi doğru adresinden alınız buna örnek vermek gerekirse sağlık konusunda en doğru bilgi aile hekiminiz ve size en yakın hastanede bir doktora görünerek edinmiş olduğunuz bilgi olacaktır.

    Şimdi bu konuda kesin olan bilgiler şu şekilde netleşiyor.1-Saç beyazlaşmasına çözümler neler?Yavaşlatan bazı ilaçlar var olduğu bilinmekte fakat bu ilaçların henüz kesin bir çözüm sunamadığını unutmayın. Sizlerin hormonal, fiziki, genetik bir çok etkensel durumunuz bun ilaçları insandan insana kesinlik oranını çok aşırı düşürmektedir. Bu konuda en doğru yöntem bir hekim denetiminde yapmanız olacak. Kullanacağınız bu ilaçlar farklı bir veya birden fazla sorun yaratabilir, deri, hücre, DNA içerisinde bir çok sorunla karşılaşabilirsiniz. Bu ilaçların hala deneysel aşamalardan tam olarak geçmediğini unutmayın. Bunun yanı sıra çok rağbet gören bu ilaçlar reklamları ile alıcı bulmasından faydalanmak isteyen kişiler bu ilaçların sahtelerini satmaktadır.
    2-Saç beyazlarını durdurmanın bir yolu var mı?Hayır kesin bir yolu yok bu doğal bir süreç olması nedeni ile kesinlik sonucu bulunmamaktadır. Bir çok ilaç ve türevi ürünler satılmaktadır fakat konu hakkında bir hekim görüşü ile başlanması halinde küçük bir ihtimal olasılığınız olabilir bu milyonda bir ihtimal diyebiliriz. Kesin olarak durdurmanın bir yolu yok.
    3-Saçlarımın beyazlaşmasını yavaşlatabilir miyim?Evet bu mümkün hekim kontrolünde ilaç desteği ve sağlıklı beslenme yöntemleri ile bu konuda etkin bir yol izleyebilirsiniz. Genetik yıkım veya doğal yıkım olarak hekiminizin tavsiyeleri ile bu seleksiyonu yavaşlatabilir geciktirme şansınız olabilir. Fakat bu durum çok az kişide mümkün olmayabilir.
    4-Saçlarımın eski rengine döndürebilirmiyim bu şuan için tam anlamı ile kesin bir evet alamasa da yakın zaman içinde bazı çalışmalar farklı kişilerde çözümler alabildiği konuşulmaktadır. Fakat uzun bir süre bu soruya Hayır demek daha doğru muhtemel 2030 bir deney hatası ile erken keşif olmazsa uzun sürebilir ve bu tarihi geçebilir. Bu konuda çok net fikir edinmek için aile hekiminizle görüşerek doğru tedavi yollarını deneyebilirsiniz. Fakat unutmayın kesin net bir çözüm henüz yok. Deney aşamasında deneylerde %51 geçin %10-15 gibi rakamlar alan çalışmalar bazı firmalar tarafından şanpuan, sprey, ilaç olarak satılmaktadır. Bunların bile sahtesi yapıldığını düşünürsek yarasız ve tehlikeli bir ürün edinme olasılığınız daha yüksek olabilir bundan dolayı hekim denetiminde bir tedavi başlatabilirsiniz.
    Konuyu çok uzatmanın sizin aklınızı karıştırmaması adına burada konuyu kapatıyoruz, lütfen hekim denetiminde olmayan bir işlem gerçekleştirmeyin. Satılan ürünlerin bir çoğu uydurma sahte ilaçlar piyasada eczanelerde dahi satılmakta. Sonuç olarak saç beyazlarını durdurmak mümkün değil, yavaşlatmak mümkün, geri döndürme şuan deney aşamaları devam etmektedir. Bunun dışında alacağını tüm bilgiler reklamdan öte bilgi olmayacak. Sizlerin Fiziki, Biyolojik etkenlerinizin testleri sonucu ile hekimleriniz size yardımcı olabilir.

    Bu konuda daha çok yardım almak ve deneyimlerinizi diğer insanlarla paylaşmak adına bir yorum ekleyebilirsiniz.

    Ne aradığınızı biliyormusunuz? Beyazlayan saçlarınızı kurtarmak mı yoksa saçlarınızın beyazlaşmasını önlemek mi, saçlarınızın renginin beyazlaştmasını yavaşlatmak mı.
    Sevgili konu araştırmacısı öncelikle uzun bir yazı ile aklınızı kurcalayarak internet'te okumuş olduğunuz bir çok deli saçması bilgile ...

    View More
     Gözat 
    0 Like
  • World History
    World History posted a forum topic
    Helena Petrovna Blavatsky Kimdir?
    Helena Petrovna Blavatsky Kimdir?
    Yaşamı ve Çalışmasının Bir Kroki
    HP Blavatsky (1831-1891), 19. yüzyılın en olağanüstü ve tartışmalı figürlerinden biriydi. Hayatının, yazılarının ve öğretilerinin dünya düşüncesi üzerindeki etkisi önemli olmuştur. Aşağıda hayatı, çalışması ve yazılarına genel bir bakış yer almaktadır.

    Helena Petrovna BlavatskyHelena Petrovna von Hahn, 12 Ağustos 1831'de Güney Rusya'da Dinyeper Nehri üzerinde bir kasaba olan Ekaterinoslav'da doğdu. Albay Peter von Hahn'ın kızı ve ünlü bir romancı olan Helena de Fadeyev'di. Annesinin yanında, tanınmış bir botanikçi ve yazar olan yetenekli Prenses Helena Dolgorukov'un torunuydu. Annesinin 1842'de erken ölümünden sonra, büyük annelerinin büyükbabasının Saratov'taki evinde dedesi Sivil Vali olarak bulundu.

    Helena istisnai bir çocuktu ve küçük yaşta etrafındakilerden farklı olduğunun farkındaydı. Bazı psişik güçlere sahip olması, ailesini ve arkadaşlarını şaşırtmıştı. Bir keresinde tüm otoriteye karşı sabırsız, ancak çok hassas, birçok yönden yetenekli oldu. Zeki bir dilbilimci, yetenekli bir piyanist ve iyi bir ressam, yarı-kır atların korkusuz bir binicisiydi ve her zaman doğaya yakın. Çok erken yaşta, bir şekilde hizmet ömrüne adanmış olduğunu ve özel bir rehberlik ve korumanın farkında olduğunu hissetti.

    Neredeyse on sekiz yaşındayken, orta yaşlı Nikifor V. Blavatsky, Yerivan İl Vali Yardımcısı, asi bağımsızlık havasında ve muhtemelen çevresinden kurtulma planıyla evlendi. Evlilik, onun için hiçbir şey ifade etmiyordu ve asla tüketilmedi. Birkaç ay içinde babası tarafından sağlanan parayla kaçtı ve Türkiye, Mısır ve Yunanistan'da geniş bir yolculuk yaptı.

    Üstad MoryaYirminci doğum gününde, 1851'de, o zaman Londra'daydı, çocukluktan itibaren psiko-manevi görüşlerinde tanıdığı kişiyle tanıştı - yani Rajput doğumunun Doğu Doğuşu, Mahatma Morya ya da M. Teosofistler arasında sonraki yıllar. Ona kendisi için saklanan eserden bir şey söyledi ve o andan itibaren rehberliğini tamamen kabul etti.

    Aynı yıl, Helena Kanada'ya girdi ve ABD, Meksika, Güney Amerika ve Batı Hint Adaları'nın çeşitli bölgelerinde maceracı seyahatlerinin ardından 1852'de Cape ve Seylon'dan Hindistan'a geçti. Tibet'e girme girişimi başarısız oldu. 1853'te Java aracılığıyla İngiltere'ye döndü. 1854 Yazında, yine Amerika'ya gitti, Rockies'i muhtemelen kapalı bir vagonda bir göçmen karavanıyla geçerek tekrar Amerika'ya gitti.

    1855'in sonlarında, Japonya ve Boğazlar aracılığıyla Hindistan'a gitti. Bu yolculukta Tibet'e, okçuluk eğitiminin bir parçası olan Usta ile birlikte Keşmir ve Ladakh üzerinden girmeyi başardı. 1858'de Fransa ve Almanya'daydı ve aynı yılın sonbaharının sonunda Rusya'ya döndü ve kız kardeşi Vera ile kısa süre Pskov'da kaldı. 1860'tan 1865'e kadar Kafkasya'da yaşadı ve seyahat etti, kendisini gizli güçleri üzerinde tam kontrol altına alan ciddi bir fiziksel ve psişik kriz yaşadı. 1865 sonbaharında tekrar Rusya'dan ayrıldı ve Balkanlar, Yunanistan, Mısır, Suriye ve İtalya ve diğer yerlerden yoğun bir şekilde geçti.

    Usta Koot Hoomi1868'de Hindistan'dan Tibet'e geçti. Bu yolculukta HPB, Usta Koot Hoomi (KH) ile ilk defa karşılaştı ve Küçük Tibet'teki evinde kaldı. 1870'in sonlarında Kıbrıs ve Yunanistan'a geri döndü. Mısır'a başlarken, 4 Temmuz 1871'de Spetsai adası yakınlarında gemi kazasına uğradı; boğulmaktan kurtulduktan sonra kısa sürede başarısız olan bir Societe Spirite kurmaya çalıştığı Kahire'ye gitti . Orta Doğu'dan daha fazla seyahat ettikten sonra, kısa bir süre için Temmuz 1872'de Rusya'nın Odessa kentindeki akrabalarına geri döndü. 1873 Baharında, Helena'dan Öğretmenine Paris'e gitmesi ve ondan doğrudan emir alması talimatı verildi. New York'a 7 Temmuz 1873'te indiği yere gitti.

    HP Blavatsky, kırk iki yaşındaydı ve birçok alışılmadık manevi ve gizli güçlere sahipti. Mahatmaların görüşüne göre, dünyaya yeni bir sunum sunmak için, sadece eskilere dayanan Theosophia'yı özetlemekle birlikte, akıllarında bulundukları iş için en uygun araçtı.“Dinlerin büyük ve küçük olan gerçek gövdesi, ana ağacın dalları olarak olduğu,“ Asırlarca nesiller tarafından sınanmış ve doğrulanmış, birikmiş Çağlar Bilgeliği… ”. Görevi, bir yandan Hristiyan İlahiyatının yerleşik inançlarına ve dogmalarına, diğer yandan da günümüz biliminin eşit derecede dogmatik materyalist görüşüne meydan okumaktı. Bununla birlikte, yakın zamanda, iki yönlü zihinsel tahkimat setinde bir çatlak ortaya çıkmıştı. Bu, Maneviyatçılıktan kaynaklandı, sonra Amerika'yı süpürdü. Helena'nın kendi sözlerinden alıntı yapmak için: "Ben fenomenleri ve gerçeklerini kanıtlamak ve ruhsal ruhaniyet teorisinin yanlışlığını göstermek için gönderildim."

    Yarbay Henry S. Olcott1874 Ekim'inde, HPB, İç Savaşı sırasında önemli bir üne sahip olan sterlini olan bir adam olan Albay Henry Steel Olcott ile Öğretmenleri ile temasa geçti. New York. Ayrıca gelecekteki Theosophical eserinde benzersiz bir rol oynayacak olan genç bir İrlandalı Avukat William Quan Judge ile tanıştı.

    7 Eylül 1875'te, bu üç önde gelen şahsiyet, diğerleriyle birlikte, Teosofinin eski öğretilerini veya başkalarının ruhsal temeli olan İlahi ile ilgili Bilgelik'i tanıtmak için seçtikleri bir toplum kurdu. Neo-Platonizm, Gnostisizm ve Klasik dünyanın Gizem Okulları gibi geçmişin büyük hareketleri. Başkan-Kurucu Albay Olcott'un Açılış Adresini, Topluluğun kuruluşunun resmi tarihi olarak kabul edilen bir tarih olan 17 Kasım 1875 tarihinde teslim edildi. Kurucular, kısa bir süre sonra, daha açık bir şekilde, “Evreni yöneten yasaların bilgisini toplamak ve yaymak” gibi genelleştirilmiş bir hedef beyanından başlayarak, daha açık bir şekilde ifade ettiler.

    1. Irk, inanç, cinsiyet, kast veya renk ayrımı yapmadan Evrensel İnsanlığın Kardeşliği'nin çekirdeğini oluşturmak.
    2. Karşılaştırmalı Din, Felsefe ve Bilim çalışmalarını teşvik etmek.
    3. Açıklanamayan Doğa yasalarını ve insanda gizli olan güçleri araştırmak.

    1877 Eylül'ünde, HP Blavatsky'nin ilk anıtsal eseri Isis Unveiled'in New York'taki JW Bouton tarafından yayınlanan, ilk baskısının bin kopyalarını sattığı HP Blavatsky'nin ilk anıtsal eseri Isis Unveiled'in yayınlanması üzerine güçlü bir etki yaratıldı. on gün. New York Herald Tribune benzer ifadelerle konuşan diğer birçok gazete ve dergilerde "yüzyılın olağanüstü yapımları" biri olarak çalışmalarını değerlendirmiştir. İsis Açıklandı Altın bir iplik olarak işlenen gizli öğretilerin fonunda Okült Bilimler'in tarihi, kapsamı ve gelişimi, Sihrenin doğası ve kökeni, Hristiyanlığın kökleri, Hristiyan Teolojisinin hataları ve yerleşik ortodoks biliminin yanlışlıkları ana hatlarıyla belirtilir. Geçtiğimiz yüzyıllar boyunca, her şimdi ve sonra son iki bin yıllık çeşitli mistik hareketlerde yüzeye çıkarak.

    8 Temmuz 1878'de, HP Blavatsky, çeşitli gazetelerde tanıtım alan bir etkinlik olarak ABD vatandaşı olarak vatandaşlığa alındı. Aynı yılın Aralık ayında, HP Blavatsky ve Albay Olcott, Hindistan üzerinden İngiltere'den ayrıldı.

    1879 Şubat'ında Bombay'e vardıklarında, Teosifik Merkezlerini o şehirde kurdular. İnmeden kısa bir süre sonra , Allahabad'ın Öncüsü olan Hükümet Belgesi Editörlerinden Alfred Percy Sinnett ile irtibata geçildi . Bu temas çok geçmeden çok önemli olduğunu kanıtladı.

    Kuzeybatı Hindistan'ı gezdikten sonra, Kurucular Bombay'a geri döndü ve 1879 Ekim ayında, ilk Teosofik Dergisi The Theosophist (halen yayınlandı), HP Blavatsky ile Editör olarak başladı. Daha sonra toplum hızlı bir büyüme yaşadı ve hem Hindistan'da hem de başka yerlerde çok dikkat çekici insanlar çekti.

    Mayıs-Temmuz döneminde, 1880, Kurucular bir süre, Budizm'in canlanmasını teşvik etmek için daha sonra yaptığı çalışmaların temellerini attılar. Her ikisi de "Pancha Sila" aldı veya resmen Budistler oldu.

    Alfred Percy Sinnett1880 Eylül ve Ekim aylarında, HPB ve Albay Olcott, Kuzey Hindistan'daki Simla'daki AP Sinnett ve karısı Sabır'ı ziyaret etti. Öğretilerinde Sinnett ciddi ilgi ve Teosofi Cemiyeti'nin çalışmaları Sinnett yazdığı bu yazışmalar itibaren Derneği, Mahatmaların KH ve M. sponsor edildi Sinnett ve iki Üstadlar arasındaki yazışma yoluyla iletişim kurmayı HP Blavatsky istendiğinde Gizli Dünya ( 1881) ve her ikisi de Theosophy'ye halkın çıkarını sağlamada muazzam bir etkiye sahip olan Ezoterik Budizm (1883). Mahatmas'ın Sinnett'in sorularına verdiği cevaplar ve açıklamaları 1880'den 1885'e kadar mektuplarında somutlaştırıldı ve 1923'te yayınlandı.Mahatma, AP Sinnett'e mektup yazdı . Bu Öğretmenler orijinal mektuplar British Library korunur onlar Nadir Elyazmaları Bölümü'nde özel izniyle görüntülenebilir.

    Mayıs 1882'de Hindistan'ın güneyinde Adyar'da Madras'ın yakınında büyük bir mülk satın alındı ​​ve Teosofya Karargahı yıl sonunda oraya taşındı. Bu merkez çok geçmeden dünya çapında bir faaliyetin yayılma noktası oldu. Madam Blavatsky ve Albay Olcott, çeşitli ilçelere geziler düzenledi, Şubeler kurdu, ziyaretçiler aldı, sorgulayıcılarla muazzam bir yazışmalar yaptılar ve Dergilerini, asıl amacı parçaya duyulan ilgiyi canlandırmak olan en değerli ve bilimsel materyallerle doldurdular. Hindistan'ın kendi eski kutsal manevi değerinde.

    Bu süre zarfında Albay Olcott, 1884 Şubat ayına kadar yaygın mezmerik iyileşmelerle uğraşırken, Londra'ya İngiliz Hükümeti'ni Seylon Budistleri (Sri Lanka) adına itiraz etmek için istifa etti. HP Blavatsky, sağlık durumu oldukça zayıfken, onunla Avrupa'ya gitti.

    1878'de HP BlavatskyParis ve Londra'da yaklaşık beş ay kaldıktan sonra, HPB 1884 Yaz sonu ve sonbaharında Almanya'nın Elberfeld kentindeki Gebhard ailesini ziyaret etti ve ikinci çalışmasını The Secret Doctrine'ı yazmakla meşguldü .

    Bu arada, Alexis ve Emma Coulomb (Adyar'daki çalışanlarından ikisi) tarafından şiddetli bir saldırı başladı. Durumun ayrıntılarını öğrenmek için 21 Aralık 1884'te Adyar'a döndü. Çifti dava etmek istedi, zaten Adyar'dan psişik fenomenlerin sahte sahtekarlık üretimiyle ilgili brüt iftiralarından dolayı işten çıkarıldı. Ancak HPB, önde gelen TS üyelerinden oluşan bir Komite tarafından reddedildi ve Karşılıklı Toplum Sekreteri olarak istifa etti. 31 Mart 1885'te, hiçbir zaman Hindistan toprağına geri dönmek için Avrupa'ya gitti.

    Coulomb saldırısının daha sonra kanıtlandığı gibi hiçbir şekilde sağlam bir temeli yoktu. HP Blavatsky tarafından yazılmış olduğu iddia edilen sahte ve kısmen sahte mektuplara dayanarak çeşitli türlerdeki sahte psişik olayları düzenlemeye yönelik talimatlara dayanıyordu. Madras'taki bir Hıristiyan misyoner dergisi, bu mektupların en suçlayıcı kısımlarını yayınladı.

    Bu arada, Psikolojik Araştırmalar Derneği (Londra), Madam Blavatsky'nin iddialarını soruşturmak için özel bir komite atadı. Ardından Aralık 1884'te, bu SPR komitesinin bir üyesi olan Richard Hodgson, Coulombs'un iddialarını araştırmak ve soruşturmak için Hindistan'a geldi. Hodgson'un bulgularına dayanarak, SPR komitesi Aralık 1885'teki son raporunda Madame Blavatsky'yi "tarihteki en başarılı, ustaca ve ilginç sahtekârlardan biri" olarak nitelendirdi. Bay Hodgson da, Madam Blavatsky'yi Rus casusu olmakla suçladı. Bu "SPR-Hodgson" Raporu, HP Blavatsky'ye yapılan müteakip saldırıların, sahtekârlıklarına, Üstatlarının bulunmamasına ve Teosofinin değersizliğine ilişkin temeli olmuştur.

    1963 yılında Adlai Waterman (Walter A. Carrithers, Jr.'ın takma adı), “ Ölüm Yarışı : Madam Blavatsky hakkındaki“ Hodgson Raporu ” başlıklı çalışmasında , Hodgson'un Madame Blavatsky'ye karşı yaptığı itirazları analiz etti ve reddetti. Hodgson'un HPB'ye karşı suçlamalarından bazılarının daha fazla reddedilmesi Vernon Harrison'ın HP Blavatsky ve SPR adlı kitabı : 1885 tarihli Hodgson Raporunun İncelenmesi .

    Bu kısır saldırının HP Blavatsky'nin sağlığı üzerinde en olumsuz etkisi oldu. Hindistan'ı Avrupa'dan terk eden önce İtalya'ya sonra Ağustos 1885'te Almanya'nın Würzburg kentinde The Secret Doctrine'da çalıştı . Temmuz 1886’da Belçika’nın Ostend kentine taşındı ve 1887 Mayıs’ında İngiliz Teosofistlerin davetiyesinde Londra’nın Yukarı Norwood şehrinde küçük bir eve taşındı.

    İngiltere'ye geldikten sonra, Teosofi faaliyetleri hemen hızla hareket etmeye başladı. Blavatsky Köşkü kuruldu ve Teosofik düşünceleri duyurmaya başladı.

    HP Blavatsky'nin Theosophist'in kontrolünü neredeyse tamamen kaybettiği gibi , Eylül 1887'de Lucifer , başlık sayfasında belirtildiği gibi "karanlığın saklı şeylerini aydınlatmak için" tasarladığı bir kurdu . Yine aynı ayda, HPB Londra, Holland Park, 17 Lansdowne Road'a taşındı.

    HPB, 1888 yılının Ekim-Aralık aylarında iki büyük ciltte nihayet tamamlanan ve yayınlanan büyük eserini yazmaya devam etti. Yazının transkripsiyonu ve düzenlenmesi konusundaki saygın yardımcıları, maddi destekleri de çok büyük olan Bertram Keightley ve Archibald Keightley idi. .

    Gizli Doktrin, 2 cilt, 1888Gizli Doktrin , HP Blavatsky'nin edebi kariyerinin taçlandıran başarısıydı. Cilt I, esas olarak Evrenin evrimi ile ilgilidir. Bu hacmin iskelet oluşur çevrilmiş yedi BENDLERİN, Dzyan Kitabı Ayrıca, bu hacimde HPB göre yorum ve açıklamalarla birlikte, büyük din ve dünya mitolojilerinde yer alan temel sembolleri genişletilmiş aydınlatılmasıdır. İkinci cilt,insanlığın evrimini tanımlayan Dzyan Kitabı'ndan bir dizi Stanza içerir.

    Yine 1888 Ekim'inde, Madame Blavatsky, özel öğrenciler tarafından Ezoterik Felsefenin daha derin çalışılması için Teosofi Cemiyeti'nin Ezoterik Bölümünü (veya Okulu) oluşturdu ve üç ES Talimatını yazdı .

    1891'de James Pryse ve GRS Mead ile HP Blavatsky
    1889'da HP Blavatsky , "Teosofi Topluluğun kurulduğu çalışma için Etik, Bilim ve Felsefenin Soru-Cevapı biçiminde açık bir İfade " ve Teorik Cemiyet'in adında bir adanmışlık mucizevi cevheri olan Theosophy'nin Anahtarını yayınladı . Doğu'daki eğitimi sırasında yürekten öğrendiği bir Doğu kutsal kitabından, Altın Kıymetler Kitabı'ndan çevrilen seçilmiş alıntıları içeren Sessizliğin Sesi .

    Temmuz 1890'da HPB, Londra'daki St. John's Wood, 19 Avenue Road'da Theosophical Society Avrupa Merkezini kurdu. Bu adresten HP Blavatsky, 8 Mayıs 1891'de, İngiltere'de şiddetli bir grip salgını sırasında öldü ve kalıntıları, Sokingey'deki Woking Crematorium'da yakıldı.

    Yazıları ve öğretilerinin geçmişine, yaşamına ve karakterine, görevine ve gizli güçlerine karşı, HP Blavatsky, zamanla Batı medeniyetinin en büyük Okültisti ve Trans-Himalaya Kardeşliği'nin doğrudan bir temsilcisi olarak tanınmaya mahkumdur. adepts.

    Helena Petrovna Blavatsky Kimdir?
    Yaşamı ve Çalışmasının Bir Kroki
    HP Blavatsky (1831-1891), 19. yüzyılın en olağanüstü ve tartışmalı figürlerinden biriydi. Hayatının, yazılarının ve öğretilerinin dünya düşüncesi üzerindeki etkisi önemli olmuştur. Aşağıda hayatı, çalışması ve yazılarına genel bir bak ...

    View More
     Gözat 
    0 Like
  • World History
    World History uploaded 1 new photo to Akış kanalı resimleri album
    HP Blavatsky Rus kökenli Occultist ve Theosophical Society'nin kurucu ortağı olan Helena Petrovna Blavatsky (1831-1891), şaşırtıcı bir nitelikte psişik güçler sergiledi ve Tibet ve Hindistan'da yaşayan çok gelişmiş Üstatlarla kişisel temaslarını iddia etti. İyi düzenlenmiş bir metafizik ve ezoterik lore öğrencisi, Doğu dinleri, felsefeleri ve mitolojileri hakkında daha fazla Batı bilgisini teşvik etti. Madam Blavatsky'nin ana eserleri ( İsis Açıklandı , Gizli Doktrin , Teosofinin Anahtarı ve Sessizliğin Sesi ), gizli ve Teorik edebiyatta klasik olarak kabul edilir. HP Blavatsky Rus kökenli Occultist ve Theosophical Society'nin kurucu ortağı olan Helena Petrovna Blavatsky (1831-1891), şaşırtıcı bir nitelikte psişik güçler sergiledi ve Tibet ve Hindistan'da yaşayan çok gelişmiş Üstatlarla kişisel temaslarını iddia etti. İyi düzenlenmiş bir metafizik ve ezoterik ... See more
    Menekşe ĞEDİKLİ likes this
    1 Like 0 Comment
    You need to sign in to comment
  • World History
    World History liked their photo
    uploaded 1 new photo to Akış kanalı resimleri album
    Brezilya :Güney Amerika'da bir ülke

    Para birimi: Brezilya reali Trend

    Başkent: Brasília

    Telefon kodu: +55

    Kıta: Güney Amerika

    Nüfus: 207,7 milyon (2016) Dünya Bankası

    Resmi dili: Portekizce
    World History likes this
    1 Like 0 Comment
    You need to sign in to comment
  • World History
    World History created a new article
    Teknolojiyi Daha İyi Anlamanıza Yardımcı Olacak 5 Nöral Ağ Kullanım Vakası
    Teknolojiyi Daha İyi Anlamanıza Yardımcı Olacak 5 Nöral Ağ Kullanım Vakası
    Yapay Zeka Teknolojiyi Daha İyi Anlamanıza Yardımcı Olacak 5 Nöral Ağ Kullanım Vakası



    Her gün, oldukça gelişmiş yapay si...
    Zeynep GÜLPERİ likes this
    1 Like 0 Comment
    You need to sign in to comment
  • World History
    World History posted a forum topic
    Kalıcı Bağlantı [ Permalink ]
    Kalıcı Bağlantı (Permalink)
    Tanım - Kalıcı Bağlantı (Permalink) ne anlama geliyor?
    Kalıcı bir link (permalink), okuyucuları daima aynı...
     Gözat Replies: 1 
    0 Like
  • World History
    World History created a new article
    Erdoğan, AKP'nin seçim manifestosunu açıkladı
    Erdoğan, AKP'nin seçim manifestosunu açıkladı
    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan AKP kongresinin yapılacağı Sinan Erdem Spor Salonu'nda konuşmaya başladı. Erdoğan konuşmasında T...
    Zeynep GÜLPERİ likes this
    1 Like 0 Comment
    You need to sign in to comment

Rate

Your rate:
Total: 5 (3 rates)
'':
fade
slide
Rating: